AnasayfaHakkımızdaAraştırma MerkezleriYayınlarHizmetlerimizBasında TASAVBağlantılarGalerilerİletişim

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: Temel Sorunlar ve Politika Önerileri


Sezen Civelek 
Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Merkezi // 29 Aralık 2014


  

SUNUŞ

Türk Akademisi Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı (TASAV), Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunların tespiti ve bunlara yönelik alternatif çözümler oluşturulması amacıyla “Beyin Fırtınası” toplantılarına başlamıştır. Bu kapsamda, TASAV tarafından daha önce yapılan çalıştaylarda ortaya konulan öncelikler de dikkate alınmak suretiyle tüm siyasî, sosyal, ekonomik ve stratejik alan ve konular değerlendirmeye tâbi tutulmaktadır.

Küresel ve bölgesel gelişmelerin Türkiye jeopolitiğini yakından ilgilendirdiği bir süreçte, iç ve dış sorunların doğru teşhis edilmesi kuşkusuz doğru stratejilerin ve politikaların uygulamaya konulabilmesi bakımından önem arz etmektedir.

Siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda gittikçe büyüme, genişleme, yayılma ve bir kısmı da kangren olma istidâdı gösteren kimi sorunlar, aynı bakış açısıyla ve geniş bir vizyonla ele alınmayı beklemekte, bütüncül ve kuşatıcı bir anlayışla değerlendirilmeye ihtiyaç duymaktadır.

Siyasî alanda yürütülecek kuşatıcı reform hamlelerinin yanında, ekonomik ve sosyal alanlarda da önemli reformların yapılması, Türkiye’nin hedeflediği sıçramayı yapabilmesi için elzemdir. Bu düşüncelerden hareketle TASAV tarafından gerçekleştirilecek akademisyen ve uzmanların katılacağı bir dizi beyin fırtınası toplantısı ile Türkiye'nin “iyi yönetilen” bir ülke olabilmesine bilimsel katkı sağlanması hedeflenmektedir.

Çalışmalar; yeni gelişmeleri, konunun evrensel boyutlarını, Türkiye’deki durumu, sorunları, eksiklik ve aksaklıkları değerlendiren; alternatif çözümlerin geliştirilmesini ve yeni politika önerilerini ihtiva eden; tüm meseleleri stratejik bakış açısı ile inceleyen ve diğer konularla bütünleşik olarak ele alan bir çerçevede yürütülmektedir.

Sezen Civelek tarafından kaleme alınan bu rapor; Türkiye’nin uluslararası standartlar açısından yerini karşılaştırmalı bir analizle ortaya koymakta, eğitim, sağlık, istihdam, yetki ve karar alma mekanizmalarına katılım gibi alanlarda mevcut durumun tespiti yaptıktan sonra temel sorunları tespit etmekte ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanabilmesine yönelik politika önerileri sunmaktadır.

Bu vesileyle, kadın hakları ve cinsiyet eşitliği konulu beyin fırtınası çalıştayımıza katılan bilim insanlarına, araştırmacılara ve uzmanlara teşekkür eder, çalışmaların neticesinde ortaya çıkardığımız objektif veri ve politika önerilerinin ilgililere ve karar alıcılara yararlı olmasını temenni ederim.

Saygılarımla,

İsmail Faruk AKSU
  TASAV Başkanı 

 
 


 

GİRİŞ

Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında belirli bir bilinç düzeyinin oluşması ve bu kavramların toplumların yaşamında yer edinmeye başlaması, çok da uzun bir geçmişe sahip değildir. Gelişmiş ülkeler dâhil dünyanın pek çok bölgesinde kadınlar erkeklerle eşit haklara ve fırsatlara kavuşabilmekten mahrum bırakılmış ve hemen hemen her alanda ayrımcılığa maruz kalmıştır. Günümüzde kadınların toplum içindeki statülerinin yükseltilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi, devletlerin ve uluslararası toplumun öncelikli sorumluluğu haline gelmiştir.

Cinsiyet eşitliği çalışmalarındaki gelişmeler, beraberinde birçok yeni kavram getirmiştir. Biyolojik temelli olduğu kabul edilen “cinsiyet” (sex) ile toplumsal temelli olduğu kabul edilen “toplumsal cinsiyet” (gender) arasında genellikle bir karşıtlık olduğu varsayıl-maktadır. “Cinsiyet” kavramı evrensel bir kavramdır. Biyolojik anlamda kadın ve erkek olmak üzere iki cinsiyet vardır. Bireylerin doğuştan getirdikleri genetik, fizyolojik ve biyolojik özellikleriyle iki cinsiyetten birine ait oldukları kabul edilir.

İnsan toplumları, her iki cinsiyete; bölünmüş, ayrılmış ve genellikle hiyerarşik olan farklı işlevler yükleyerek farklılaşma oluştururlar. Kültürel olarak dişiye, onu toplumsal bir kadına dönüştürecek “kadın” toplumsal cinsiyeti, erkeğe ise onu toplumsal bir erkeğe dönüştürecek “erkek” toplumsal cinsiyeti dayatılır.[1] Bu yüzden bireylere yüklenen sorumluluklar ve verilen haklar, daha açık bir ifadeyle bireylerin toplumda konumlandıkları yerler, toplumdan topluma ve tarihsel süreç içinde değişiklik gösterebilmektedir.

Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeğin sosyal yönden yapılandırılmış tanımıdır. Bireyler toplumsal cinsiyet rollerini ve normlarını davranışlarıyla şekillendirirler ve toplumun beklentilerini karşılayarak yeniden üretirler. Toplumsal cinsiyet, aynı zamanda, cinsiyetler arasındaki ilişkinin de sosyal yönden yapılandırılmış tanımıdır. Bu yapılandırma, hâkimiyet süren erkek ile ikincil konuma itilen kadının eşitsiz güç ilişkisini kapsar. Erkeklere özgü görevler, roller, fonksiyonlar ve değerler, kadınlarla ilişkilendirilenlerden her zaman daha değerli ve önemlidir.[2]

Toplumsal cinsiyet eşitliği ise kadın ve erkek arasındaki farkları kabul etmek ve onların toplumda oynadıkları rollerin önemini eşit olarak değerlendirmek anlamına gelmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkisine yol açan yapıların nasıl değiştirileceğini ve kadın ve erkek değerleri ve öncelikleri için nasıl daha iyi bir denge kurulacağını tartışır.[3]

Toplumsal cinsiyetin ana-akımlaştırılması veya “toplumsal cinsiyeti politikalara yerleştirme” kavramı (gender mainstreaming), politika süreçlerinin tüm evrelerinde ve tüm düzeylerinde, erkeklerle kadınlar arasındaki eşitlik prensibini dikkate alarak bunu tüm eylem alanlarında uygular. Bu şekilde, gender mainstreaming, strateji ve politika oluşturma sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Gender mainstreaming, süreç yönelimli ve stratejik bir yaklaşımdır. Buna göre, sadece hangi politikaların uygulanacağı değil, özellikle bu politikaların nasıl uygulanacağı önemlidir. Bu nedenle, gender mainstreaming, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki politika belirleyicileri stratejileri üzerinde derinlemesine düşünmeye teşvik etmektedir.[4]

Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme (TCDB) yaklaşımı, merkezi yönetim veya yerel yönetimlerin bütçe süreçlerinin tüm aşamalarına ve düzeylerine toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısının kazandırılmasına odaklanmaktadır. Bu yaklaşım daha geniş bir çerçeve içinde ele alındığında, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ana plan, program ve politikalara yerleştirilmesi yaklaşımının bütçe sürecinde uygulanması olarak tanımlanmaktadır. TCDB yaklaşımının toplumsal cinsiyet körlüğü nitelemesi mevcut bütçelerin kadınların ve erkeklerin yaşam koşullarındaki eşitsizliklere, farklı rol ve sorumluluklarına, farklı ihtiyaç ve önceliklerine duyarsız kaldığını ileri sürmektedir.[5]



[1] Helena Hırata, Françoise Laborie, Helene Le Doare ve Daniele Senotier, Eleştirel Feminizm Sözlüğü, İstanbul, Kanat Kitap, 2009, s. 82-83.

[2] Gender Mainstreaming: Conceptual Framework, Methodology and Presentation of Good Practices (Final report of activities of the Group of Specialists on Mainstreaming), Strasbourg, Council of Europe – Directorate General of Human Rights, 2004, s. 8.

[3] Ibid., s. 9.

[4] Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı 2008-2013.

[5] Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme Komisyon Raporu, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Yayınları, 2014.

 

Devamı için tıklayınız

YAYINLAR
İletişim BilgilerimizBizi Takip Edin
Nasuh Akar Mah. 1.Cadde No:43/4 Balgat-Çankaya/ANKARA Tel:0312 287 8899 Faks:0312 285 4499