AnasayfaHakkımızdaAraştırma MerkezleriYayınlarHizmetlerimizBasında TASAVBağlantılarGalerilerİletişim

Balkan Tecrübelerinden Türkiye İçin Dersler

Balkanlar gibi etnik ve dinî açıdan bölünmüş ve birbirine “düşman” gözüyle bakan insanların yaşadığı bir ülke olmamakla birlikte, Türkiye’nin de etnik veya dinî farklılıklar taşıyan insanlardan teşekkül ettiği bir gerçektir. Türk vatandaşları, anayasal güvence altına alınan eşitlik ilkesi gereğince etnik ve dinî temelde farklı uygulama ve statülere tâbi tutulmamış, bin yıllık kardeşlik yaşatılabilmiştir. Üzüntü vericidir ki günümüzde bu kardeşliği sona erdirmek ve Türkiye’nin istikrar ve huzurunu bozmak isteyen çevrelerin destek ve kışkırtmalarıyla, Türk toplumunun ahengine kast eden bir bölücü terör süreci yaşanmaktadır.

Bölücü terörün bitirilmesine yönelik atılan adımlarda 2000’lere girdiğimizde büyük mesafe kat edilmiş, terör bitme noktasına gelmiş, ancak 2002 sonrasında terörist faaliyetler ve bu faaliyetlere siyasî destek sağlayan sivil girişimler artış göstermiştir.

Bölücü terörün varolma ve binlerce masum insanımızın kanına girme sebebini anlayamamış göürünen siyasî irade, sorunun ne olduğununu da doğru teşhis edememiştir. Türkiye’de yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımıza yönelik “açılım” politikası yürüterek PKK’nın eylemlerini bırakacağı yönünde yanlış bir izlenime kapılmıştır. Hükümet, üzerinde iyi düşünülmemiş bu hamleleleriyle ve önce “Kürt açılımı”, sonra “demokratik açılım” söylemiyle aslında PKK’nın kongrelerinde aldığı kararlara paralel bir yol haritası oluşturmuştur. Sürecin adeta özeti olan “Habur rezaleti” bu yanlış politikaların bir sonucu olarak yaşanmıştır. Dahası, terör örgütü mensupları ile Oslo’da müzakere masasına oturmak ve örgütün silâh bırakması için bazı siyasî tavizlerin verileceğine yönelik taahhütlerin yer aldığı mutabakat metninde uzlaşmak, Türkiye tarihinde benzeri gerçekten görülmedik bir “açılım”ı beraberinde getirmiştir.

Tüm bu gelişmelerin ardından, Türkiye’de Türk-Kürt ayrımı keskinleşmekle kalmamış, ırkçı saikle yürütülen PKK terörü görülmedik bir seviyeye çıkmıştır. Terörist örgütün taleplerine cevap verilmesi, terörü bitirmemiş, aksine daha da artırmıştır. Terör örgütlerinin talepleri karşılandığında bununla tatmin olmak yerine daha ileri bir talepte bulundukları ve bunun terörün varlık sebebinin doğal bir sonucu olduğu maalesef hükümet tarafından anlaşılamamıştır.

Türkiye’de etnik bölücülüğün giderek artması, silâhlı eylemlerin ve bölücü siyasî söylemin etkinliğini artırması, bu süreci bitirmek adına hükümetin yanlış bir yol seçmesi neticesinde terörün tırmanışa geçmesi, Balkanlar’da yaşanan acı tecrübeleri hatırlatmaktadır. Dolayısıyla, Balkan toplumlarında yaşanan süreç anlatıldıktan sonra Balkanlar tecrübelerinden Türkiye’nin ne gibi dersler çıkarabileceğine bakmak faydalı olacaktır.

İlerleyen sayfalarda yer alan karşılaştırmalı analiz; Türkiye’de yaşanan sorunların anlaşılmasına, uygulamaya konulan yanlış politikaların tespit edilmesine ve Türkiye’nin sorunlarını çözüme kavuşturmak üzere doğru stratejinin belirlenmesine yönelik farklı bir bakış açısını ortaya koymaya çalışmaktadır.



YAYINLAR
İletişim BilgilerimizBizi Takip Edin
Nasuh Akar Mah. 1.Cadde No:43/4 Balgat-Çankaya/ANKARA Tel:0312 287 8899 Faks:0312 285 4499